hesaplama köşesi

Damga vergisi nedir, hangi kâğıttan alınır, kim öder?

Kira kontratını, iş yeri sözleşmesini ya da bir taahhütnameyi imzaladığın anda, taraflar dışında üçüncü bir kişi daha alacaklı olur: vergi dairesi. Damga vergisi Türkiye'nin en eski ve en az anlaşılan vergilerinden biridir; 1964 tarihli 488 sayılı Kanun'la alınır, her yıl tebliğle güncellenir ve çoğu insan onu ancak bordrosunda ya da noterde karşısına çıkınca fark eder.

Bu yazı hesap yapmaz, mantığı anlatır: verginin konusu neden "işlem" değil "kâğıt", hangi belgeler baştan istisna, nispi ile maktu vergi neden ayrı düşünülür, imzayı atan iki kişiden hangisi devlete karşı sorumlu ve bir ihalede aynı iş için neden iki ayrı vergi doğar. Tutarı görmek istediğinde kâğıt türünü seçip bedeli yazacağın damga vergisi hesaplama aracı yazının sonunda.

Konut kiracısıysan ilk bölümden sonra rahatlayabilirsin: gerçek kişiler arasında düzenlenen konut kira sözleşmesi Kanun'un istisna tablosunda yer alır. Ama aynı sözleşmeyi bir şirket kiracı olarak imzalarsa ya da kâğıt bir resmî daireye ibraz edilirse hesap değişir; ayrıntı üçüncü bölümde.

Damga vergisi neyi vergiler: belgeyi mi, işlemi mi?

Kanun'un 1'inci maddesi verginin konusunu tek cümleyle kurar: Kanun'a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar damga vergisine tabidir. Vergilenen şey satış, kiralama ya da borçlanma işleminin kendisi değil, o işlemi kâğıda döken ve imzalanan belgedir. Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür: bir daireyi sözlü anlaşmayla kiraya verirsen ortada vergiye tabi bir kâğıt yoktur; aynı anlaşmayı yazıp imzaladığın anda (1) sayılı tablodaki "kira mukavelenamesi" satırı devreye girer.

"Kâğıt" terimini de Kanun tanımlar: yazılıp imzalanan ya da imza yerine geçen bir işaret konulan ve herhangi bir hususu ispat etmek için ibraz edilebilecek belgeler. 2004'te yapılan eklemeyle elektronik imzayla manyetik ortamda oluşturulan belgeler de bu tanımın içine alındı; yani e-imzalı bir sözleşme, ıslak imzalısıyla aynı vergiyi doğurur. Buna karşılık imzasız bir teklif, bir e-posta yazışması ya da karşılıklı onay tuşuna basılan bir web formu, Kanun'daki imza şartını taşımadığı sürece (1) sayılı tablonun kapsamına girmez.

Kanun'un 2'nci maddesi kapsamı bir adım daha genişletir: vergiye tabi kâğıtların yerini alan mektup ve şerhlerle, o kâğıtların yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine ya da devrine ilişkin mektup ve şerhler de vergiye tabidir. Sözleşmenin altına elle yazılan "süre bir yıl uzatılmıştır" notu bu yüzden başlı başına yeni bir vergi konusudur; ayrı bir sözleşme düzenlenmemiş olması vergiyi ortadan kaldırmaz.

Yurt dışında düzenlenen kâğıtlar için kural farklıdır: onlar Türkiye'de bir resmî daireye ibraz edildiğinde, üzerlerinde devir ya da ciro yapıldığında ya da hükümlerinden herhangi bir şekilde yararlanıldığında vergilenir. Yabancı bir şirketle Londra'da imzalanan sözleşme, Türkiye'de bir mahkemeye delil olarak sunulduğu gün damga vergisinin konusuna girer.

Nispi ve maktu: iki tür oran

Kanun'un 10'uncu maddesi vergiyi ikiye ayırır. Nispi vergide ölçü, kâğıtta yazılı belli paradır ve vergi o paranın binde biri cinsinden bir oranla hesaplanır. Maktu vergide ise kâğıdın mahiyeti esastır: içinde ne kadar para geçtiğine bakılmaz, tabloda o kâğıt türü için yazan sabit tutar ödenir. "Belli para", kâğıdın içerdiği ya da kâğıttaki rakamların hesaplanınca vereceği paradır; aylık kira ve süre yazan bir kontratta belli para, ikisinin çarpımıdır.

Aynı işlem, kâğıdın yazılış biçimine göre nispi ya da maktu tarafa düşebilir. Tahkimname ve sulhname örneği bunu gösterir: belli parayı içeriyorsa binde 9,48 nispi vergi, içermiyorsa 2026 için 799,80 ₺ maktu vergi doğar. Bedeli açıkça yazmayan bir sözleşmenin vergisi bu yüzden bazen daha düşük, bazen daha yüksek çıkar; ama Kanun'un 11'inci maddesi kredi ve ikraz taahhütnamelerinde belli para gösterilmesini zorunlu tuttuğu için bu boşluk her kâğıtta kullanılamaz.

Nispi oranlar dört kademede toplanır ve hepsi kanundaki tabana yeniden değerleme uygulanarak bugünkü hâlini almıştır: sözleşme, taahhütname, temlikname, kefalet ve teminat senetleri binde 9,48; ücret ödemelerine ait makbuz ve bordro kâğıtları binde 7,59; resmî daire ve kamu kurumlarının ihale kararları binde 5,69; kira sözleşmeleri, fesihnameler ve tescilli ikinci el araç satış sözleşmeleri binde 1,89. Binde 9,48'lik oran, kanundaki binde 7,5'in %26,4 artırılmış hâlidir; oran farkının nedeni 2004'ten sonra Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı kararlarıyla yapılan artırımlardır.

Nispi vergide bir de tavan vardır. Kanun'un 14'üncü maddesi her bir kâğıt için hesaplanacak verginin bir azami tutarı aşamayacağını söyler ve bu tutar her yıl yeniden değerleme oranıyla artar; 71 Seri No'lu Tebliğ 2026 için tavanı 29.115.961,10 ₺ olarak ilan etti. Tavana ancak yaklaşık 3,07 milyar ₺ bedelli bir sözleşmede ulaşılır, yani sıradan bir kira ya da hizmet sözleşmesinin bu sınırla işi olmaz; büyük altyapı ve satın alma sözleşmelerinde ise tavan asıl hesabı belirler.

2026'ya girerken maktu tutarlar ve tavan, yeniden değerleme oranı olan %25,49 yerine 10783 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla %18,95 artırıldı. Kanun bu yetkiyi 14'üncü maddede verir: Cumhurbaşkanı, yeniden değerleme oranının yüzde 50 fazlasını geçmemek ve yüzde 20'sinden az olmamak üzere yeni oran belirleyebilir. Bir yıl önceki tutarı bilip bu yılın rakamını kafadan türetmeye çalışırsan bu yüzden yanılırsın; her yılın tutarı tebliğden okunur.

Karar şeması: imzalı bir kâğıt önce (2) sayılı tablodaki istisnalarla karşılaştırılıyor; istisna değilse belli para içerip içermediğine göre nispi (binde 9,48 / 7,59 / 5,69 / 1,89, kâğıt başına 29.115.961,10 ₺ tavan) ya da maktu (örneğin 799,80 ₺) vergiye ayrılıyor. Alt kutu ödeyeni gösteriyor: imzalayanlar müteselsil sorumlu, resmî daire ile kişi arasındaki kâğıtta kişi öder, sürekli mükellef varsa beyanı o verir.
Kâğıttan ödeyene giden yol: önce istisna, sonra vergi türü, en sonda sorumlu taraf. Oranlar 71 Seri No'lu Tebliğ'in 2026 tablosundan.

Hangi sözleşmeler istisna?

Kanun'a ekli (2) sayılı tablo, damga vergisinden istisna edilen kâğıtları sayar ve bu tablo (1) sayılı tablodan uzundur. Gündelik hayatta en çok işe yarayan satır IV/31'dir: gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri, bu sözleşmelere konulan kefalet şerhleri ve teminatlarla birlikte istisnadır. Ev sahibi de kiracı da gerçek kişiyse ve daire konut olarak kiralanıyorsa, kontrat için damga vergisi doğmaz; kefil olarak imza atan üçüncü kişi de vergi yükü getirmez.

Aynı satırın sınırları önemlidir. Kiracı bir şirketse, daire lojman olarak bir işletme adına tutuluyorsa ya da taşınmaz konut değil dükkân, depo veya ofisse istisna düşer ve kira sözleşmesi binde 1,89 ile vergilenir. Dernek ve vakıfların yerleşim yeri olarak kiraladığı taşınmazlar istisnanın içindedir; bir anonim şirketin genel merkez kiralaması dışındadır. Kira artışı hesaplama aracıyla yeni kirayı bulduktan sonra, kiracı tüzel kişiyse artan bedelin damga vergisini de hesaba katman gerekir.

IV/34 numaralı satır daha geniş bir alanı kapsar: ticari, zirai ya da mesleki faaliyetle ilgili olmamak şartıyla gerçek kişiler arasında düzenlenen sözleşmeler istisnadır. İki arkadaşın aralarında yazdığı borç senedi ya da komşular arasındaki ortak duvar anlaşması bu satıra girer. Ama satırın parantez içi kısmı tuzaktır: bu kâğıtlar resmî dairelere ya da noterlere ibraz edildiği tarihte vergiye tabi olur ve vergiyi ibraz eden öder. Yani aranızda kalan bir sözleşme vergisizdir; onu icraya koyduğun, mahkemeye sunduğun ya da notere onaylattığın gün vergi doğar.

Konut alım satımının belgeleri de ayrı ele alınmıştır. Resmî şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki ön ödemeli konut satış sözleşmeleri, kat karşılığı ve hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri ile yapı denetimi hizmet sözleşmeleri (1) sayılı tabloda durur ama 2017'den beri oranları "sıfır" olarak uygulanır. Bu kâğıtlar teknik olarak vergiye tabi, fiilen vergisizdir; Cumhurbaşkanı oranı yeniden yükseltirse istisna değil oran değişmiş olur. Tapu devrinde ödediğin harç ise damga vergisi değildir; onun için ayrı bir kanun ve tapu harcı hesaplama aracı var.

Çalışma hayatında iki istisna öne çıkar. Toplu iş sözleşmesi mevzuatına göre düzenlenen münferit ve kolektif iş sözleşmeleri ile işverenin İş Kanunu gereği çalışma şartlarını göstermek üzere işçiye verdiği taahhütnameler (2) sayılı tabloda sayılır. Ücret tarafında ise istisna kısmidir: Gelir Vergisi Kanunu'nun 23'üncü maddesindeki ücretlere ait kâğıtlar istisnadır ve asgari ücret istisnası bordroda yalnız brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır. Asgari ücretin üstündeki maaşlarda bordro damga vergisi bu yüzden sıfır olmaz, yalnız azalır; tutarı brütten nete maaş hesaplama aracının kesinti dökümünde görürsün.

Vergiyi kim beyan eder, kim öder?

Kanun'un 3'üncü maddesi mükellefi tek kelimeyle tanımlar: kâğıtları imza edenler. İki tarafın imzaladığı bir sözleşmede ikisi de mükelleftir ve Kanun aralarında bir paylaşım oranı belirlemez. Bu boşluğu sözleşmeler doldurur; "damga vergisi taraflarca eşit ödenir" ya da "tamamı kiracıya aittir" gibi maddeler geçerlidir, ama yalnız tarafları bağlar. Vergi dairesinin karşısında sözleşmedeki paylaşım maddesi bir anlam taşımaz.

Aynı maddenin ikinci fıkrası tek taraflı bir istisna kurar: resmî dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kâğıtların vergisini kişiler öder. Belediyeyle imzaladığın bir kiralama sözleşmesinde ya da bir kamu kurumuyla yaptığın hizmet alım sözleşmesinde verginin tamamı senin üstündedir, kurum kendi payını ödemez. Damga vergisinden muaf kuruluşların kişilerle düzenlediği ve yalnız kurumun imzasını taşıyan kâğıtlarda da vergiyi kişi öder; Kanun'un 24'üncü maddesi bu durumu ayrıca yazar.

24'üncü maddenin asıl hükmü müteselsil sorumluluktur: birden fazla kişinin imzaladığı kâğıda ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler birlikte sorumludur. "Müteselsil" şu demek: vergi dairesi eksik kalan tutarın tamamını dilediği imza sahibinden isteyebilir, o kişi ödedikten sonra sözleşmedeki paylaşıma göre karşı taraftan rücu eder. Karşı taraf şirketse ve şirket batmışsa kalan vergi senin cebinden çıkar. İmzalayanlar arasında vergiden istisna biri varsa bu, verginin eksik ödenmesini gerektirmez; istisna kişiseldir, kâğıdın vergisini düşürmez.

Beyan tarafında iki düzen vardır ve hangisine gireceğini karşı tarafın kimliği belirler. Bakanlıkça belirlenen mükellefler, kurum ve kuruluşlar sürekli damga vergisi mükellefidir; taraf oldukları kâğıtların vergisini kendileri beyan edip öderler ve 24'üncü maddenin son fıkrası bu sorumluluğu onlara yükler, diğer taraflara rücu hakkı saklı kalır. Bir şirketle sözleşme imzalayan gerçek kişi bu yüzden vergi dairesine gitmez; şirket vergiyi beyannamesine yazar, sözleşmede kararlaştırıldıysa senin payını senden tahsil eder. İki gerçek kişinin kendi aralarındaki vergiye tabi kâğıdında ise beyan ve ödeme yükü doğrudan imzalayanlardadır.

Bordrodaki damga vergisinin yolu ayrıdır. Ücret kâğıtlarının vergisi istihkaktan kesinti yoluyla ödenir: işveren maaşından binde 7,59'u keser, asgari ücrete isabet eden kısmı istisna olarak düşer ve kalanı muhtasar beyannameyle vergi dairesine yatırır. Sen bu vergiyi ödeyen kişisin ama beyan eden değilsin; bordronda "damga vergisi" satırı olarak görünür, dilekçe ya da beyanname yazmazsın.

İhale, taahhüt ve iş sözleşmesinde damga

Bir kamu ihalesini kazanan firma için damga vergisi tek kalem değildir. Önce ihale kararı düzenlenir ve (1) sayılı tablonun II/2 satırı ihale kanunlarına tabi olsun olmasın resmî daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararını binde 5,69 ile vergiler. Sonra idareyle sözleşme imzalanır; tablonun I/A-9 satırı resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ihalelerde idare ile düzenlenen sözleşmeleri binde 9,48'e bağlar. İki kâğıt, iki ayrı vergi; ikisinin toplamı ihale bedelinin binde 15,17'sidir ve 3'üncü madde gereği her ikisini de yüklenici öder, idare ödemez.

Kanun 2016'da ihale iptaline bir çıkış kapısı ekledi: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kuruluşlara şikâyet, Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet ya da yargı kararı üzerine ihale iptal edilirse ihale kararına ait ödenmiş vergi iade edilir ve o karar için sonradan vergi aranmaz. İptalin idarenin kendi kararıyla ya da başka bir nedenle olması durumunda bu hüküm çalışmaz. Yüklenici, iade için hangi yolla iptal edildiğini belgeleyerek vergi dairesine başvurur.

Taahhütname, tek taraflı imzalanan ve belli bir para içeren bir borç vaadidir; bankaya verilen genel kredi taahhütnamesi ya da bir kuruma verilen teminat taahhütnamesi gibi. (1) sayılı tablonun I/A-1 satırı mukavelename, taahhütname ve temliknameyi aynı orana, binde 9,48'e bağlar. Kanun'un 11'inci maddesi kredi taahhütnamelerinde belli para gösterilmesini zorunlu kıldığı için "tutar yazmadık, maktu ödeyelim" yolu burada kapalıdır. Kefalet, teminat ve rehin senetleri de aynı oranla vergilenir; bir kredi sözleşmesine ek olarak imzalanan kefalet senedi ayrı bir kâğıt olduğu için ayrı vergi doğurur.

Özel sektördeki iş sözleşmesine gelince, istisna tablosundaki satır toplu iş sözleşmesi mevzuatına göre düzenlenen sözleşmeleri anar; bunun dışındaki bireysel iş sözleşmesi belli para içeriyorsa (1) sayılı tabloya girer. Uygulamada sözleşmede yıllık brüt ücret yazıyorsa belli para o tutardır; süre ve ücret birlikte yazıldığında matrah çarpımla bulunur. Bordro damga vergisi bundan ayrıdır: sözleşmenin vergisi bir kez imzada, bordronunki her ay ödemede doğar. Aynı çalışan için iki ayrı vergi konusu olduğunu bilmek, işe girişte önüne konan kâğıdı okurken işine yarar.

Süre uzatımı, bedel değişikliği ve devir

14'üncü madde, sözleşmenin hayatı boyunca vergiyi yeniden doğuran üç olayı sıralar. Birincisi süre uzatımıdır: sözleşmenin müddeti uzatıldığında aynı miktar ya da nispette vergi bir kez daha alınır. Kendiliğinden yenilenen sözleşmelerde bu nokta gözden kaçar; "taraflardan biri feshetmedikçe bir yıl daha uzar" maddesi taşıyan bir işyeri kirası, her yenilenme dönemi için uzayan dönemin kirası üzerinden yeni bir vergi konusudur. Vergi dairesi yıllar sonra bir inceleme sırasında bu dönemleri topluca isteyebilir.

İkincisi bedel değişikliğidir: belli parayı içeren sözleşme değiştirildiğinde yalnız artan miktar aynı nispette vergilenir. 1.000.000 ₺'lik hizmet sözleşmesi ek protokolle 1.300.000 ₺'ye çıkarsa vergi 300.000 ₺ üzerinden hesaplanır, tamamı yeniden vergilenmez. Bedel düşerse iade yoktur; ilk sözleşmede ödenen vergi ödendiği yerde kalır. Tavana ulaşmış bir sözleşmede diğer hükümler değişmeden yalnız bedel artıyorsa artan kısım için vergi alınmaz; bu, 2016'da eklenen bir koruma hükmüdür.

Üçüncüsü devirdir: sözleşme bir başkasına devredildiğinde aslından alınan verginin dörtte biri ödenir. Kiracının dükkânı başka birine devretmesi, yüklenicinin işi alt yükleniciye aktarması bu kapsamdadır. Akreditif mektuplarında süre uzatımı da verginin dörtte biriyle vergilenir; bu iki dörtte birlik kural dışında Kanun her yeni kâğıdı tam vergiyle karşılar.

Bu üç olayın ortak tuzağı şudur: hepsi bir ek protokolle, bir şerhle ya da bir e-postayla gerçekleşebilir ve 2'nci madde gereği o ek yazışma da kâğıt sayılır. Sözleşmeyi değiştiren bir yazının vergisini beyan etmemek, sonradan vergi ziyaı cezasıyla birlikte tahsil edilir. Süre uzatımının ne kadar vergi getirdiğini görmek için aracın kira modunda yalnız uzayan dönemin ayını ve kirasını yazman yeterlidir; tüm sözleşmeyi baştan hesaplama.

Örnek vaka: aynı dükkân, üç farklı kâğıt

Bir esnaf, gerçek kişi olan mal sahibinden aylık 40.000 ₺'ye iki yıllığına dükkân kiralıyor. Kâğıt bir: kira sözleşmesi. Taşınmaz konut olmadığı için IV/31 istisnası yoktur; belli para 40.000 × 24 = 960.000 ₺'dir ve vergi binde 1,89 ile hesaplanır. Sözleşmeye "damga vergisi kiracıya aittir" yazıldıysa esnaf öder; yazılmadıysa iki taraf müteselsilen sorumludur ve vergi dairesi ikisinden birine gidebilir. Kiracı bir şirket olsaydı sürekli mükellef olarak beyanı şirket verecekti.

Kâğıt iki: mal sahibinin istediği kefalet senedi. Esnafın kardeşi kefil olarak ayrı bir senet imzalıyor. Konut kirasında kefalet şerhi istisnaydı; işyerinde değildir ve kefalet senetleri I/A-3 satırıyla binde 9,48'e tabidir, yani kira sözleşmesinin kendisinden beş kat yüksek bir oranla. Aynı kira ilişkisinde ikinci kâğıt, birinci kâğıttan daha çok vergi getirir; kefalet şerhini sözleşmenin içine koymak yerine ayrı senet düzenlemenin bedeli budur.

Kâğıt üç: ikinci yılın sonunda taraflar bir protokolle süreyi bir yıl uzatıp kirayı 52.000 ₺'ye çıkarıyor. Bu protokol 2'nci madde gereği kâğıttır ve 14'üncü madde gereği uzayan dönemin kirası, 52.000 × 12 = 624.000 ₺ üzerinden binde 1,89 ile yeniden vergilenir. Protokol yerine sözleşmenin altına elle yazılan bir not da aynı sonucu verir. Esnaf üçüncü yılın sonunda dükkânı devrederse dördüncü bir vergi doğar: asıl sözleşme vergisinin dörtte biri.

Bu örnekte rakamların hiçbirini kafadan hesaplaman gerekmez; kira ve sözleşme modlarını sırayla kullanarak damga vergisi hesaplama aracına bedelleri yazman yeterlidir. Rehberin sana bıraktığı iş, hangi kâğıdın hangi satıra düştüğünü ve imzanı atmadan önce vergiyi kimin üstleneceğini konuşmaktır; sonradan tartışmak, ödemekten pahalıya gelir.

Sık sorulan sorular

Konut kira sözleşmesinde damga vergisi ödenir mi?

Ev sahibi ve kiracı gerçek kişiyse, daire konut olarak kiralanıyorsa ve bir iktisadi işletmeye dahil değilse hayır; 488 sayılı Kanun'a ekli (2) sayılı tablonun IV/31 satırı bu sözleşmeleri kefalet şerhi ve teminatıyla birlikte istisna tutar. Kiracı bir şirketse ya da taşınmaz dükkân, ofis veya depoysa istisna düşer ve sözleşme binde 1,89 ile vergilenir.

İmzasız anlaşma, e-posta yazışması veya sözlü sözleşme damga vergisi doğurur mu?

Doğurmaz. Vergi, imzalanan ya da imza yerine geçen işaret konulan kâğıttan alınır; elektronik imzalı belgeler de kâğıt sayılır. İmza taşımayan bir teklif, e-posta ya da sözlü anlaşma (1) sayılı tabloya girmez. Ancak sonradan o anlaşmayı yazıya döküp imzalarsan ya da mevcut sözleşmeyi değiştiren imzalı bir şerh eklersen vergi o anda doğar.

Karşı taraf damga vergisini ödemediyse vergi dairesi benden isteyebilir mi?

İsteyebilir. Kanun'un 24'üncü maddesine göre birden fazla kişinin imzaladığı kâğıdın vergi ve cezasından imzalayanlar müteselsilen sorumludur; sözleşmede "vergi karşı tarafa aittir" yazması vergi dairesini bağlamaz. Ödedikten sonra sözleşmedeki paylaşıma dayanarak karşı taraftan rücu edebilirsin. Karşı taraf sürekli damga vergisi mükellefi bir şirketse beyan ve ödeme yükü onun üstündedir, rücu hakkı yine saklıdır.

İhale iptal edilirse ödenen damga vergisi geri alınır mı?

Kamu İhale Kanunu kapsamındaki bir ihale, şikâyet, Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet ya da yargı kararı üzerine iptal edilmişse ihale kararına ait ödenmiş vergi iade edilir, ödenmemişse aranmaz. İdarenin başka bir nedenle kendiliğinden iptal ettiği ihalelerde bu hüküm uygulanmaz; iade için iptalin hangi yolla olduğunu belgeleyip vergi dairesine başvurman gerekir.

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde damga vergisi var mı?

Resmî şekilde, yani noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri (1) sayılı tabloda yer alır ama 2017'den bu yana oranı sıfır olarak uygulanır; ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmeleri için de aynı sıfır oran geçerlidir. Tapuda ödediğin harç ise damga vergisi değil, Harçlar Kanunu'na göre alınan ayrı bir kalemdir.

Kaynaklar

Bu rehberdeki oran ve tutarlar aşağıdaki resmî kaynaklardan alınmıştır. Son doğrulama: 18 Eylül 2026.

Bu rehber bilgilendirme amaçlıdır; vergi danışmanlığı ya da hukuki görüş yerine geçmez. Oranlar ve tutarlar 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile 71 Seri No'lu Genel Tebliğ'in 2026 yılı için ilan ettiği değerlerdir ve her yıl değişir; istisna hükümlerinin sizin kâğıdınıza uygulanıp uygulanmayacağı belgenin içeriğine ve taraflarına bağlıdır. İmza atmadan ya da beyanname vermeden önce mali müşavirinize veya vergi dairenize danışınız.